Kırmızı et fiyatlarında sürekli artışın kök sebepleri ve Çözümler

 kirmizi_et_resim

   Kırmızı et fiyatlarının aşağıya çekilebilmesine katkıda bulunmak için sanayileşen kırmızı et besiciliği beraberinde, Aile çiftçiliği teşviklerle desteklenmeli, koyun ve keçi üretiminin artması için başta kamu spotları, ilgili STK etkinlikleri olmak üzere tüketici talebi artırılmalı ve ülke genelinde yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca büyük baş besiciliğinde sütçü ırklar yerine, etçi ve kombine ırkların yaygınlaştırılması için günlük politikalardan ziyade, uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretilmelidir.

   1984 yılından itibaren uygulanan reorganizasyon çalışmaları kapsamında, Haralar bünyesindeki meraların zenginleştirilmesi yerine, azaltma ve hatta ortan kaldırılarak TİGEM yapılanması oluşturulmuştur. Meralarımız gün geçtikçe yetersiz kalmakla birlikte, yerli yem üretimi azalmış ve ihtiyaca cevap vermediği hepimizce bilinmektedir. Yem bitkileri ve yem ham maddelerinin üretiminin artırılması ile bu konudaki teşvikler doğrudan yem olarak verilmelidir.

   Başta İstanbul ili olmak üzere kayıt dışılığı ile sağlıksız ve de olabilecek kayıt dışı kesimlerin önüne geçilmesi ile depolama ve dağıtım için Et sanayi sitesi (Avrupa ve Anadolu yakasına ayrı ayrı) kurulmalı ve resmi denetimin etkinliği artırmalıdır.

   Kırmızı et satışında toptan et satışlarındaki KDV oranının %1 olması ancak perakende kırmızı et satış noktalarının %8 olarak kalması haksız rekabet ve mali sıkıntılar oluşturduğundan %1’lik KDV oranı tüketici lehine perakendeci esnafa da uygulanmalıdır.

   2014/20 sayılı Başbakanlık genelgesinin 9 Aralık 2014 tarihli resmi gazetede yayınlanarak faaliyetlerine başlayan “GIDA VE TARIMSAL ÜRÜN PİYASALARI İZLEME VE DEĞERLENDİRME KOMİTESİ” çalışmalarının başta kırmızı et olmak üzere, öncelikle temel gıdalarda daha aktif olunması ve alınan kararların piyasalara etkimesi ve tüketicilerin yararına olabilmesi için;

1- Komite tarafından alınan veya alınacak kararların büyük bir çoğunluğunun icrası ile piyasalara etkimesi için yapılması gereken çalışmaların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın asli görevleri kapsamında olduğundan sonuçları itibariyle takibinin ve de kararların gerçekleşme düzeyinin, başarı sağlama oranının ölçülebilmesi için olabilecek aksaklıklarla birlikte uygulama sürecini yavaşlatacağı kanaatindeyiz. Bu nedenle öncelikle genelgenin yönetmeliğe dönüştürülmesi ve detaylandırılmasını, üç ayda bir yapılacak toplantının en az ayda bir yapılmasını, kuvvetler ayrılığı prensibi gereği icracı Bakanlığının (GTH Bakanlığı) yerine, Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı tarafından toplantılara başkanlık etmesinin daha uygun olacağını değerlendirmekteyim.

2- Komitenin çalışmalarını ve bürokrasi gereklerini yerine getirecek sekretaryası, Ekonomi Bakanlığı bünyesinde en az daire başkanlığı düzeyinde teşkilatlandırılmalı ve tecrübelerin birikimi yönünden ve de kamu idaresi hafızası ile başarılı sonuçların arşiv oluşturmasının gerekli olacağına inanmaktayım.

3- İzleme ve değerlendirme komitesinde alınan kararların doğrudan piyasaya etkimesinin sağlanması ve de bu etkilerin doğrudan tüketicilere mali ve kalite ile sağlıklı ve ucuz ürün elde edinebilmeleri yönünden geri bildirim alınabilmesi için ölçülebilmeyle ilgili kurulacak daire başkanlığının bünyesinde birim oluşturulması gereğini düşünmekteyim.

4- İzleme ve değerlendirme komitesince alınan kararların hayata geçirilmesinde başta haksız kazanç elde etme alışkanlıkları (abartılı stoklama, piyasa dengelerini bilerek bozma, kara borsa faaliyetleri vb.) sürdürmede gösterilecek direnç herhangi bir tüzel kuruluş ve kişilere karşı konu itibariyle ilgili bakanlık biriminin mevcut yetkileri dahilinde cezai yaptırım uygulanması ve takibi anlamında bu tür konulara özel kararların alınabilmesi için hazırlanmasını önerdiğimiz yönetmelikte açık ve net olarak detaylandırılması gerekliliği değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak özetle; Gıda ve Tarımsal Ürün İzleme ve Değerlendirme Komitesi, aldığı kararların daha aktif olarak piyasaya etkimesi (BİMER ve Yerel Yönetimlerin beyaz masa uygulamasındaki hızlı sonuç almadaki aktiflikleri vb.), mutlaka geri bildirim alma sistemlerinin kullanılması gereği, önem arz ettiği dikkatle üzerinde durulmalıdır.

Vet. Dr. Can DEMİR