Archive for Şubat, 2016

31

candemir15 Şubat 2016

GIDALARDA, BİLGİ KİRLİLİĞİNİN TÜKETİCİLERDE YARATTIĞI TRAVMA (*)

bilgikirliligi1Dikkatle takip ettiğimizde hemen her fırsatta sosyal medya başta olmak üzere yazılı ve görsel basında da her gün bilirkişi görünümünde bilgilendirme adına gıdaların her yönüyle ilgili yekin veya yetkin olmayan en az bir haber/program yapılmaktadır.

Çok uzun süredir hayvan kökenli gıda ve gıda kontrol laboratuvarları ile ilgili STK’larda görev aldım ve de almaya devam etmekteyim. Bu görevlerime bağlı olarak kendi alanıma giren konularda yazılarım, röportajlarım ve canlı yayında açıklamalarımı yapmaktayım. Geçen bu süre zarfında geçmişe yönelik yapılanlarla edindiğim tecrübelerim sonucunda bazı kişilerin gerçekten iyi niyetli doğruyu anlattığını zannettiğini, bazılarının ise bir meşhur olma hevesi uğruna bilgi vermek adına söylemleriyle bir dizi yanlış veya eksik açıklamalara neden olduklarına tanık oldum. Ayrıca genelde eğlence ağırlıklı yayın yapan radyo ve görsel basında zaman zaman az sayıda da olsa tüketicilerin dikkatini çekmek ve programlarının izlenebilirliğini arttırmak adına bu bilgi kirliliğine sehven de olsa katkı sağlamakta olduğu hepimizce bilinmektedir.

Günümüzde hiçbir zaman gıda hakkındaki konuları, tüketiciyi bir öğrenci gibi kabul edip ders verilen bir ortam gibi algılanmasını ve bilgilerin sadece akademisyenlerin vermesini veya devletin ilgili kuruluşlarınca görevlendirilmiş resmi birer gıda sözcüsü açıklamalı vb. totaliter bir yapının dışında yasaklanmalı beklentisi içinde olamayız. Gayet doğaldır ki mesleklerini temsil eden odalar, birlikler, ihtisas sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, münferiden akademisyenler ve de alaylı olarak isimlendirdiğimiz, işin mutfağında yetişen ustalar doğal olarak tüketicileri bilgilendirmelerini yapmalı ve tecrübelerini paylaşmalıdırlar.

Bilgi kirliliğini önlemek için ne yapmalıyız dediğimizde sadece konuştuğumuz konuların sınırlarının iyi çizilmesi gerektiğine inanmaktayım. Bu durumda bence birey olarak, üzerimize düşen tarafımıza yöneltilecek soruların tamamına cevap vermek veya tartışılan her konuya mutlaka bir söz söylemek gerekip gerekmediğini önce kendimize dönüp bu soruyu cevap verecek yetkinlikte ve tecrübede olup olmadığının sorgulanmasının gerektiğidir. Kendisine yöneltilen soruyu veya tartışılan konulara yetkin olmadığını belirtmek ve cevap vermeyerek hatta bu konuda daha yetkin olanlara yönlendirmek birey olarak bizi tüketici nezdinde yükseltecek ve de en önemlisi olarak bilgi kirliliğinin önüne geçerek üzerimize düşen vazifeyi yaptığımıza dair bu konuda tek anahtar olacağına inanmaktayım.

Aksi durum ve davranışlar; günümüzde olduğu gibi tüketicilerin özellikle gıdada neyi nasıl tüketeceğini bilgi kirliliğine bağlı olarak bilememesi ve beraberinde ilgisiz kalması ile gıda sektörünün hak etmediği zararlara sebebiyet vermesini ve de zihninde yer alan infialler sonucunda tüketici reflekslerinin nereye varacağını veya ne gibi olumsuz sonuçlar doğuracağını bilemez duruma getirmektedir.

Son söz olarak kendisine bilgilendirme anlamında söz hakkı tanınan her gıdayla ilgili yetkin kimliklerin, doğru bilgiyi vermeleri gerektiğini, nerede duracağını herkesten çok kendilerinin değerlendirmeleri gerektiğini düşünmekteyim.

Veteriner Hekim Dr.Can DEMİR

 

(*): Gıda Teknolojisi Dergisi, Şubat 2016 – Yıl:20 – Sayı:1 – Sayfa:54

 

31

candemir1 Şubat 2016

Kırmızı et fiyatlarında sürekli artışın kök sebepleri ve Çözümler

 kirmizi_et_resim

   Kırmızı et fiyatlarının aşağıya çekilebilmesine katkıda bulunmak için sanayileşen kırmızı et besiciliği beraberinde, Aile çiftçiliği teşviklerle desteklenmeli, koyun ve keçi üretiminin artması için başta kamu spotları, ilgili STK etkinlikleri olmak üzere tüketici talebi artırılmalı ve ülke genelinde yaygınlaştırılmalıdır. Ayrıca büyük baş besiciliğinde sütçü ırklar yerine, etçi ve kombine ırkların yaygınlaştırılması için günlük politikalardan ziyade, uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretilmelidir.

   1984 yılından itibaren uygulanan reorganizasyon çalışmaları kapsamında, Haralar bünyesindeki meraların zenginleştirilmesi yerine, azaltma ve hatta ortan kaldırılarak TİGEM yapılanması oluşturulmuştur. Meralarımız gün geçtikçe yetersiz kalmakla birlikte, yerli yem üretimi azalmış ve ihtiyaca cevap vermediği hepimizce bilinmektedir. Yem bitkileri ve yem ham maddelerinin üretiminin artırılması ile bu konudaki teşvikler doğrudan yem olarak verilmelidir.

   Başta İstanbul ili olmak üzere kayıt dışılığı ile sağlıksız ve de olabilecek kayıt dışı kesimlerin önüne geçilmesi ile depolama ve dağıtım için Et sanayi sitesi (Avrupa ve Anadolu yakasına ayrı ayrı) kurulmalı ve resmi denetimin etkinliği artırmalıdır.

   Kırmızı et satışında toptan et satışlarındaki KDV oranının %1 olması ancak perakende kırmızı et satış noktalarının %8 olarak kalması haksız rekabet ve mali sıkıntılar oluşturduğundan %1’lik KDV oranı tüketici lehine perakendeci esnafa da uygulanmalıdır.

   2014/20 sayılı Başbakanlık genelgesinin 9 Aralık 2014 tarihli resmi gazetede yayınlanarak faaliyetlerine başlayan “GIDA VE TARIMSAL ÜRÜN PİYASALARI İZLEME VE DEĞERLENDİRME KOMİTESİ” çalışmalarının başta kırmızı et olmak üzere, öncelikle temel gıdalarda daha aktif olunması ve alınan kararların piyasalara etkimesi ve tüketicilerin yararına olabilmesi için;

1- Komite tarafından alınan veya alınacak kararların büyük bir çoğunluğunun icrası ile piyasalara etkimesi için yapılması gereken çalışmaların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın asli görevleri kapsamında olduğundan sonuçları itibariyle takibinin ve de kararların gerçekleşme düzeyinin, başarı sağlama oranının ölçülebilmesi için olabilecek aksaklıklarla birlikte uygulama sürecini yavaşlatacağı kanaatindeyiz. Bu nedenle öncelikle genelgenin yönetmeliğe dönüştürülmesi ve detaylandırılmasını, üç ayda bir yapılacak toplantının en az ayda bir yapılmasını, kuvvetler ayrılığı prensibi gereği icracı Bakanlığının (GTH Bakanlığı) yerine, Ekonomi Bakanlığı Müsteşarı tarafından toplantılara başkanlık etmesinin daha uygun olacağını değerlendirmekteyim.

2- Komitenin çalışmalarını ve bürokrasi gereklerini yerine getirecek sekretaryası, Ekonomi Bakanlığı bünyesinde en az daire başkanlığı düzeyinde teşkilatlandırılmalı ve tecrübelerin birikimi yönünden ve de kamu idaresi hafızası ile başarılı sonuçların arşiv oluşturmasının gerekli olacağına inanmaktayım.

3- İzleme ve değerlendirme komitesinde alınan kararların doğrudan piyasaya etkimesinin sağlanması ve de bu etkilerin doğrudan tüketicilere mali ve kalite ile sağlıklı ve ucuz ürün elde edinebilmeleri yönünden geri bildirim alınabilmesi için ölçülebilmeyle ilgili kurulacak daire başkanlığının bünyesinde birim oluşturulması gereğini düşünmekteyim.

4- İzleme ve değerlendirme komitesince alınan kararların hayata geçirilmesinde başta haksız kazanç elde etme alışkanlıkları (abartılı stoklama, piyasa dengelerini bilerek bozma, kara borsa faaliyetleri vb.) sürdürmede gösterilecek direnç herhangi bir tüzel kuruluş ve kişilere karşı konu itibariyle ilgili bakanlık biriminin mevcut yetkileri dahilinde cezai yaptırım uygulanması ve takibi anlamında bu tür konulara özel kararların alınabilmesi için hazırlanmasını önerdiğimiz yönetmelikte açık ve net olarak detaylandırılması gerekliliği değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak özetle; Gıda ve Tarımsal Ürün İzleme ve Değerlendirme Komitesi, aldığı kararların daha aktif olarak piyasaya etkimesi (BİMER ve Yerel Yönetimlerin beyaz masa uygulamasındaki hızlı sonuç almadaki aktiflikleri vb.), mutlaka geri bildirim alma sistemlerinin kullanılması gereği, önem arz ettiği dikkatle üzerinde durulmalıdır.

Vet. Dr. Can DEMİR